eczacılık
Büyüt
20.Yüzyıl ilk yarısından bir eczacı 

Eczacılık nedir?

İlaçların ne şekilde hazırlanması gerektiğini öğreten bir bilim koludur. Çok eski bir geçmişi vardır. Eskiden doktorlar muayene ettikleri hastanın ilacını da hazırlarlardı. Eczacılığın doktorluktan ayrılması çok yakın çağlara rastlar. Avrupa'da ilaçların hazırlanması 16. yüzyıla kadar eski Yunanlılardan kalma usullerle yapılırdı. Doğuda ise Araplar'ın bu alanda önemli buluşları vardı. Arap simyacısı Cabir, kimyasal maddelerle ilaç hazırlama konusunda çok çalışmıştır. 10. yüzyılda Napoli'de ilaç yapacak kimselerden bu konuda öğrenim yapmaları istenmiştir.

Eczacılıkta ilk önemli adımı İsviçreli hekim Bombastus von Hohemheim attı. Eczacılık bir sanat olmaktan çıkıp, bir bilim haline geldi. Kimyanın gelişmesi ve daha hassas aletlerin bulunması, gelişmeyi teşvik etti. 19. yüzyılın ilk yarısında bazı kimyasal maddelerin saf olarak elde edilebilmesi üzerine, morfin, striknin, atropin, kinin gibi ilaçların kullanılması mümkün oldu. Eczacılığın başlı başına bir bilim kolu haline gelmesi ise, Alman bilgini Oswald Schmiederberg sayesinde gerçekleşti.

eczacılık

Tarihi

Eczacılığın tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir; etli bir yaprağı sıkıp, özsuyunu yarasına süren ilk insanla eczacılığın başladığı söylenebilir. Yunan mitolojisinde, hekimlik tanrısı Asklepios’un kızı Hygieia, babası için ilaçlar hazırlayan bir eczacıdır. Şifalı bitkilerin ve minerallerin tedavi ama­cıyla kullanılmasına ilişkin ilk kayıtlara eski Çin, Hint ve Akdeniz uygarlıklarında rast­lanır. İÖ 2735’te Çin imparatoru Shen Nong bir kitabında ateş düşürücü etkisi olan bir bitkinin sıtmaya karşı kullanılabileceğinden söz ederken, İÖ 2. yüzyılda en parlak çağını yaşayan İskenderiye Okulu’nun simyacıları da minerallerden çok çeşitli ilaçlar hazırla­mayı biliyorlardı. Mısır’daki hekim rahipler, hasta bakmaya gidenler ve tapınaklarda ilaç hazırlayanlar olmak üzere iki gruba ayrılırdı.

Eski Yunan’da da hekimler ile eczacıların görevleri birbirinden ayrılmıştı. Romalılar dönemin­de de süren bu ayrım, ortaçağ Avrupa’sında kaybolmaya yüz tuttu ve hekimler kullana­cakları ilaçlan kendileri hazırlamaya başla­dılar. Daha sonraki dönemde, Magriplilerin etkisiyle Avrupa’da hekimler ile eczacılar arasındaki görev ayrımı yeniden belirginleş- ti ve 1683’te Brugge şehir konseyinin çıkar­dığı bir yasayla hekimlerin ilaç hazırlaması­nın yasaklanması, konuya ilk kez yasal bir düzenleme getirdi. Eczacılık uygulamasında ilk önemli adımlar 16. ve 17. yüzyıllarda atıldı. İlaç yapımında, kullanılacak kimyasal maddelerin ve eczaların listesi ile ilaç yapı­mına ilişkin kuralların derlendiği ilk farmakope 1546’da Nürnberg’de yayımlandı. Bu­nu, 1561’de Basel, 1564’te Augsburg, 1618’de Londra farmakopeleri izledi.

1617’de Londra’da kurulan Eczacılar Der­neği de eczacılığın ayrı bir meslek dalı olarak doğuşunu müjdeliyordu; İngiltere Kralı I. James’in buyruğuyla, eczane açmak ve ilaç hazırlayıp satmak yetkesi yalnızca bu birliğin üyelerine tanındı. 19. yüzyıl, çok daha etkili bileşiklerin bulunması ve tıbbın gereksinimini karşılayabilecek çapta ilaç üretimine geçilmesiyle çağdaş eczacılık sa­nayisinin doğuşuna tanık oldu. Sanayi laboratuvarlarındaki yoğun araştırmaların ürü­nü olan ve eski çağlardaki şifalı bitkilerin yerini alan bu etkili bileşiklere her gün bir yenisini ekleyen eczacılık sanayisinin geliş­mesi, tıbbın gelişmesine de yeni bir ivme kazandırdı. Eczacılık eğitimi de tıp eğitimiyle paralel bir gelişme göstermiş, tıp eğitiminin usta- çırak sisteminden düzenli bir akademik öğretime geçmesiyle, eczacılık eğitiminin bilimsel temelleri de atılmıştır.

1777’de Fransa’da açılan Eczacılık Yüksekokulu bu bilimsel eğitimin dünyadaki öncüsü olur­ken, bu ilk adımı öbür ülkelerde, örneğin 1821’de ABD’de kurulan ilk eczacılık okulu (bugün Philadelphia Eczacılık ve Bilim Yüksekokulu) ve İngiltere ile kara Avru­pa’sında kurulan öbür okullar izledi. Daha sonra üniversitelerin çoğunda eczacılık fa­kültelerine yer verildi. Bugün dünyanın pek çok ülkesinde eczacılık eğitimi üniversitele­re bağlı fakültelerde ya da bağımsız okullar­da yürütülmekte, lisans eğitimi süresi dört- beş yıl arasında değişen bu okullarda yük­sek lisans ve doktora programlan da uygu­lanmaktadır. Birçok ülkede, eczacılık öğrenimini ta­mamlamış kişinin eczacılık yapabilmesi için, hükümetçe atanan bir eczacılık kurulunun sınavını vererek sertifika alması gerekir.

Eczacılık yasaları, genellikle eczacılık uy­gulamaları ile zehir, uyuşturucu madde ve tehlikeli ilaçların dağıtım ve satımım düzen­ler. Her ülkenin, ilaç yapımında kullanılan ürünlerin yapısına, anlığına, dozuna vb ilişkin bilgileri içeren, kendi yasal düzenle­melerine uygun farmakopeleri vardır. Ayrı­ca 1950’lerin başında Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bütün dünyada kullanılan ilaç ve eczaların stan­dartlaştırması amacıyla Pharmocopoeia Internationalis’m birinci cildini “yayımlamış­tır. İki cilt ve bir ekten oluşan bu uluslarara­sı farmakope, özellikle ulusal farmakopesi olmayan ülkeler göz önünde bulundurula­rak hazırlanmıştır. Eczacılık okullarında ve ilaç fabrikalarının laboratuvarlarında yürütülen araştırmalar daha çok, ilaç olarak kullanılacak yeni kimyasal maddelerin bireşimi ile bitkilerde­ki etkin maddelerin ayrılması ve arıtılması üzerinde yoğunlaşmıştır. İlacın, vücutta is­tenen bölgeye istenen oranda ulaşmasında dozun ve veriliş biçiminin belirleyici oldu­ğunun anlaşılması da bu konudaki araştır­malara hız kazandırmıştır. Bütün bu araştır­maların sonuçları çeşitli farmakoloji ve eczacılık dergilerinde yayımlanır.

eczacılık

Türkiye’de eczacılık

Türkiye’de eczacılık öğrenimi, 1839’da Mekteb-i Tıbbiye-i Ad- liye’de açılan ve üç yıllık eğitimle askeri eczacı yetiştiren eczacılık sınıfıyla başladı. Daha sonra, sivil eczacı yetiştirmek üzere 1867’de Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye-i Şahane’de bir eczacılık sınıfı açıldı. 1909’da bu sınıf Tıp Fakülteşi’ne bağlı Eczacı Mektebi’ne, 1962’de de İstanbul Üniversitesi’ne bağlanarak Eczacılık Fakültesi’ne dönüştü­rüldü. Bugün Türkiye’de eczacılık eğitimi, çeşitli illerdeki üniversitelere bağlı yedi eczacılık fakültesinde sürdürülmektedir. Bugünkü anlamıyla ilk eczaneler Türkiye’ de 1750’lerde İstanbul’da açılmaya başladı. 1868’de İstanbul’da tümü yabancı uyruklu ya da azınlıklara ait olan 50 kadar eczane bulunuyordu; 1880’lerde bunları, başta Hamdi Bey olmak üzere Bekir Ziya, Ethem Pertev, Beşir Kemal gibi ünlü Türk eczacıların açtığı eczaneler izledi.

Türk eczacılar arasında hazır ilaç yapımına 1895’lerde başlandı. Yapılan ilk hazır ilaçların en ünlüleri Ethem Pertev Bey’in “Pertev şuru­bu” ile Ali Süreyya Bey’in “İksir-i Süreyya” adlı ilacıydı. Cumhuriyet döneminde, hazır ilaç yapan kişi ve laboratuvarların sayısı 100’e yükseldi. Bugün ise ülkenin hazır ilaç gereksiniminin hemen hemen tamamı Tür­kiye’deki laboratuvar ve fabrikalarca karşı­lanmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde kuru­lan ilk eczacı meslek derneği, üyelerini azınlık ya da yabancı uyruklu eczacıların oluşturduğu Cemiyet-i Eczaciyan der Âsita- ne-i Âliyye’dir (istanbul Eczacı Derneği) (1879).

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk eczacıları bir araya gelerek Türkiye Eczacı- lan Cemiyeti’ni kurdular (1924) ve yönetim kurulu başkanlığına Eczacı Ethem Pertev Bey’i getirdiler. Bugün eczacıların mesleki ve sosyal dayanışmaları, 1956’da çıkarılan bir yasayla kurulmuş olan Türk Eczacıları Birliği ve buna bağlı Eczacı Odaları tarafın­dan yürütülmektedir. Türkiye’de eczacılıkla ilgili ilk yönetmelik, 2 Şubat 1861’de “Beledi Ispençiyarlık Sana­tının İcrasına Dair Nizamname” adıyla ya­yımladı; bu yönetmelik eczane açmak için eczacılık diplomasını zorunlu kılıyordu. Cumhuriyet döneminde, 24 Şubat 1927 tarih ve 964 sayılı “Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun” adıyla çıkan yasa Türki­ye’deki eczane sayısını bulunduğu yörenin nüfusuna bağlı olarak sınırlandırıyordu.

1953’e değin yürürlükte kalan bu uygulama 18 Aralık 1953 tarih ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun la uygulama­dan kaldırıldı. Türkiye’de ilk kez 1844’te çıkarılan askeri farmakopeden sonra 1930’da ilk Türk Ko­deksi yayımlandı, 1974’te yeni basımı yapı­larak adı Türk Farmakopesi olarak değişti­rildi. Eczacılık alanındaki ilk süreli yayın olan Journal de la Societe de Pharmacie de Constantinople (İstanbul Eczacı Derneği Dergisi) 1879’da Fransızca ve aylık olarak yayımlanmaya başladı. Bunu Eczacı, Eczacı Âlemi ve Farmakolog gibi Türkçe dergiler izledi. Günümüzde, Eczacılık fakülteleri, Eczacı odalan ve Türk Eczacıları Birliği tarafından bilimsel ve mesleki konuları içeren aylık dergiler yayımlanmaktadır.

Eczacılık mesleğindeki görevler nelerdir?

1. Reçetede yer alan hazır ilaçları hastaya verilmesi,

2. İlaçların kullanımı hakkında hastanın bilgilendirilmesi,

3. Kendisi tarafından hazırlanması gerekli olan ilaçları formüllerine uygun olarak hazırlanması veya hazırlanmasını denetlemesi,

4. Tıbbi veya diğer amaçlar için kullanılan toksin ve zehirli maddelerin hazırlanması ve kurallarına göre dağıtımının yapılması, bunların bozulmasına karşı önlem alınması,

5. Özel zehirli maddeleri içeren reçetelerin kayıtlarının tutulması, veteriner ilaçları, tarım ilaçları, tuvalet ve kozmetik ürünlerinin nasıl kullanılacağı konusunda önerilerde bulunması,

6. Laboratuarda araştırma çalışmaları yapması

Eczacılık mesleğinde kişide olması gereken özellikler nelerdir?

1. Üst düzeyde genel yeteneğe sahip olması,

2. Kimya ve biyoloji konularına meraklı ve bu alanda başarılı olması,

3. Sorumluluk duygusunun yüksek olması,

4. Dikkatli, tertipli ve düzenli olması,

5. İlaç ve kimyasal maddelere karşı alerjisi olmaması gerekmektedir.

Eczacılık mesleğinde kullanılan araç ve gereçler

1. İlaç yapımında kullanılan araç ve gereçler,

2. İlaç kontrolünde kullanılan araçlar, çeşitli doğal ve kimyasal maddeler.

Eczacılık mesleği eğitimi nerelerde verilir?

Eczacılık mesleği eğitimi üniversitelerin eczacılık fakültelerinde 5 yıl süre ile verilir.

Sözlükte "eczacılık" ne demek?

1. Eczacının mesleği ya da görevi.
2. İlaçların hazırlanmasıyla uğraşan uygulamalı bilim.

Eczacılık kelimesinin ingilizcesi

n. pharmacy, pharmaceutics